SPORDA TERÖR

Toplumun bir çok kesimi konuyla yakından veya uzaktan ilgili olduğu için değişik pencerelerden bakarak bir analiz yapmayı düşündüm ama her şeyden önce esas olarak Ulu Önder Atatürk'ün 1937 yılında söylediği ve bizim jenerasyonumuzun temelini teşkil eden sözü en öne koymak istiyorum:

"Ben sporcunun zeki çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim."

Bu sözle başlamışken ilk paragrafta spor ile ilgili temel görüşümü belirtmek isterim: Spor iki şekilde yapılır. Biri, vücudunu seven, yaratılışına saygı gösteren her insanın yapabildiği kadar uyguladığı günlük egzersizlerdir. Bir de yarışma sporu var ki burada belirli disiplinlerde düzenlenen müsabakalarda bireyler veya takımlar amatörce veya profesyonelce "kazanmak için" mücadele ederler. "Kazanmak için" sözcüğü rekabeti, heyecanı, sevinci, üzüntüyü beraberinde taşıyan, milyonlarca seyirciyi peşinden sürükleyen bir ortam yaratır.

Bu ortamı ayakta tutabilmek için zaman içinde kulüpler, federasyonlar, ulusal ve uluslararası kurumlar, organizasyonlar gelişerek büyüyen bir sektör yaratmış, medyanın desteği ile işin içine bir taraftan para girerken bir taraftan da fanatik renk aşıkları girmiştir.

Bu durumda ayrı ele almamız gereken bakış açılarına göre önceliği Spor Medyasına vermek istiyorum.



Medya, toplumun spor sevgisini bazen iyi yönde bazen de ama hatalı yönde tetiklemektedir. Örneğin dün (24 Nisan 2016 Pazartesi günü) Trabzon'da oynanan futbol maçında bir taraftarın hakeme saldırması ile durdurulan maç sonunda bazı medya kuruluşları manşette “hakem dayak yedi” şeklinde başlıklar attılar. Ayıptır. O manşeti atan ve buna izin veren medya mensubu kişilere soruyorum: Saldırılan kişi sizin çocuğunuz olsa “dayak yedi” diye yazar mıydınız? Biraz edep lütfen. O kendini bilmez saldırganın hukuk karşısında yaş haddinden kurtulup mahallesinde "nasıl da dayak attım" gibi şişinerek kahraman gibi gezmesini destekliyor musunuz?

Yazdıklarınızla insanları taraflara bölmeye, tetiklemeye, şiddete başvuran kişiyi kahraman gibi göstermeye hakkınız yok.

İşin seyirci tarafına dönersek, her ne kadar e-bilet, passolig gibi kişileri fişlemeye çalışılan metotlar uygulansa da statlarda, salonlarda şiddete başvuran kendini bilmez, toplum dışı yaratıklar hep olacaktır. Burada güvenlik görevlilerinden daha önce toplumun inisiyatifi ele alması, bu yaratıkların sahaya yabancı madde atmasını, küfür etmesini ve hele saldırganlaşmasını önlemesi beklenir.

Bizim toplumumuzda hukuk tarafından kendini güvende hissetmeyen vatandaşımız işe karışıp da başını derde sokmaktansa bu yaratıkları görmezden gelmeyi, bulaşmamayı tercih etmektedir. Suç, yavaş çalışan ve bazen de hiç çalışmayan hukuktadır. Bu görüşüme karşı çıkanlarınız olabilir ama şu soruma cevap verebilir misiniz: Nisan 2015'te Fenerbahçe'nin otobüsüne tüfekle ateş edildi, sonra ne oldu? Siz şimdi o yörede bir maça gidiyor olsanız rahatsızlık duymaz mısınız? O kendini bilmez kişi veya kişilerin etrafta kahraman gibi dolaşması sizde hukuka karşı bir güvensizlik yaratmıyor mu?

Sporda terör olaylarında kulüplerin ve federasyonun rolünü incelersek ne kadar aciz kaldıklarını görebiliriz. Topu taca atan sonra da “rakipten çıktı” diye hakemi aldatmaya çalışan sporcusuna ahlaksızlığından dolayı ceza veren bir kulüp gördünüz mü? Veya sporcusunun elle gol atmasından sonra itiraf etmesine rağmen cezalandıran bir kulüp duydunuz mu?

Maçta hatalı karar veren hakemleri cezalandırmak yerine tekrar aynı takımın maçına veren federasyon yetkilileri arasında "biz ne yapıyoruz?" diyen yok mu? Siz hiç Futbol Federasyonunun futbolumuzu katleden hakemleri gelecekte daha iyi olabilmeleri için yetiştireceği bir alt yapı kurduğunu, bu konuda gelişmiş ülkelerden destek aldığını, sağlam ayaklar ve planlar üzerine kurulu bir konsept geliştirdiğini duydunuz mu? Peki federasyon babadan kalma metotlarla gününü geçirmekten başka ne işe yarıyor???

Bence federasyon Cüneyt Çakır'ın arkasına saklanmaya çalışıyor. Hepsi bu kadar.

Pekiyi devlet bu konuda neler yapıyor? Benim görebildiğim kadarıyla devlet (futbol ağzıyla) tribünlere oynuyor. Ülkenin dört bir tarafında statlar yapılıyor, politikacıların isimleri statlara veriliyor, muazzam paralar harcanıyor, birileri zengin oluyor ama sporun gelişmesi için öncelikle gerekli olan alt yapıyı geliştirecek ne bir atılım ne de geliştirilmeye çalışılan bir konsept var. Amatör sayılan (gizli profesyonel) spor branşlarında faaliyet gösteren kulüplerimiz dahi birbirlerinden sporcu çalarak veya paraları yeterse dışarıdan transferler yaparak başarılı (!) olmaya çalışıyor.

Olimpiyat kadromuzda devşirmeler, hatta bazıları adını bile değiştirmeden yer alacaklar, bayrağımızı taşıyıp bizi sevindirecekler mi, utandıracaklar mı bilemiyorum... 

İş gene en küçük toplum birimi ve aslında her şeyin başlangıcı olan ailelere düşüyor. Çocuk eve geldiğinde "bu gün hakemi dövdüm" dediğinde, babası "aferin oğlum" dediği sürece bu işin içinde çıkamayız.   

Diğer Sektörel Haberler

BODRUMDA SPORUN ADRESİ: HALİKARNAS KÜREK

Image

BODRUMDA SPORUN ADRESİ: HALİKARNAS KÜREKBitez Koyu içinde her mevsimde denize açılmanın, ekip arkadaşlığı kurmanın, kürek çekmenin tadını öğrenmek çok kolay.KÜREKTE BULUŞALIMInstagram: bodrumkurekbite...


Jolly Tur: Turizmde talep çok yüksek, fiyatlar artacak

Image

Jolly Tur Yönetim Kurulu Başkanı Vardar, "Yurt dışı talep çok fazla olduğu için 2019'da fiyatlar çok artacak. Şu anda erken rezervasyonlarda Ege'de yüzde 35, Akdeniz'de yüzde 45 artış var" dedi.Jolly ...


Yabancıya konut satışında rekor

Image

Yabancıya konut satışında ilk kez 30 bin bandı aşıldı, aylık bazda da ilk kez 6 binin üzeri görüldü. Sektör temsilcileri hedefin 40 bin olduğunu dile getirdi.Yabancılara konut satışında tarihi zirvele...


Booking.com Türkiye'de çözüm arayışında

Image

Booking.com Başkanı ve Üst Yöneticisi Gillian Tans, "Türkiye’deki hizmetlerimizde yaşanan sıkıntılara çözüm bulabilmeye yönelik Türk hükümetiyle temas halindeyiz. Umarım yakın gelecekte vergi konusund...


Turizmci 2019 için iyimser

Image

TÜROB Başkanı Timur Bayındır, "Bugünden 2019 yılına yönelik ön satışlardan olumlu sinyaller geldiğini söyleyebiliriz. İspanya'nın gerileme yaşadığı pazarlardan Türkiye’ye bir kayış olmasını bekliyoruz...

KÖŞE YAZARLARI